Doğru ellerde şair olmak

Doğru ellerde şair olmak

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 13.08.2026

Doğru ellerde şair olmak istiyorum.

Birinin yokluğuna, uzay boşluğuna yazmaktan yorulduğum bir yaştayım artık. Beni eksilten doğum tarihim değil; yazar olduğum tarih beni yaşlandırdı. Çünkü insan yazmaya başladığı gün, kendi içinde başka bir takvime geçiyor.

Kaç yıldır yazıyorum. Kaç yıldır sözlerim benden önce gidip hiç tanımadığım insanlarla tanışıyor. Birinin altını çizdiği cümle, bir başkasının gecesine denk geliyor. Bazen düşünüyorum; benim sözlerim benden daha çok insan tanıdı.

Kitaplarım neden hep roman, neden hep hikâye?

Çünkü insan her şeyi apaçık yazamıyor.

Bazen kendine ait bir acıyı bir karakterin omzuna yüklüyor. Kendi söyleyemediğini ona söyletiyor, kendi gidemediği yerden onu gönderiyor. Kendi özlediği adamı başka bir kadına özletiyor. Sonra kitabı kapatıp, “Bu yalnızca bir hikâyeydi,” diyebiliyor.

Oysa bazı hikâyeler, yazarının itiraf edemediği cümlelerin kalabalık hâlidir.

Belki bu yüzden romanlar yazarken bile özlü sözlerin peşindeyim. Çünkü yüzlerce sayfa boyunca sakladığım bir duyguyu bazen tek bir cümle ele veriyor.

İnsan bazen gerçeğini anlatmak için kurguya ihtiyaç duyar; çünkü kalbin doğrudan söyleyemediğini bir karakter hiç korkmadan söyleyebilir.

Ben de yıllardır böyle yapıyorum.

Kendimi karakterlere bölüştürüyorum. Birine suskunluğumu, birine öfkemi, diğerine özlemimi veriyorum. Aşkı onlara yaşatıyor, ayrılığı onlara bırakıyor, sonra aralarından kendime ait tek bir cümleyi çekip alıyorum.

Belki de bu yüzden sözlerim kısa, hikâyelerim uzun.

Çünkü bazı duygular bir cümleye sığar ama o cümleyi itiraf edebilmek için insanın önce üç yüz sayfa saklanması gerekir.

Ama artık biraz da kendi adıma konuşmak istiyorum.

Kitaplarımda anlattığım, sözlerimde bahsettiğim o aşkı bir gün gerçekten bir adama adamak istiyorum. Hayal ettiğim birinin yokluğuna değil, karşımda duran birinin varlığına yazmak…

Yıllardır kâğıda bakarak yazıyorum.

Bir gün bir çift göze bakarak yazmak istiyorum.

Hatta belki kalemi ona uzatıp:

“Buraya bize özgü bir söz yaz,” demek.

Kimsenin bilmediği, paylaşılmayan, altı çizilmeyen bir cümlemiz olsun istiyorum. Çünkü yıllardır herkesin okuyabileceği sözler yazdım; artık yalnızca iki kişinin anlayabileceği bir cümlem olsun.

Ben aşkı yazmaktan yorulmadım.

Aşkı hep bir başkasının hikâyesiymiş gibi yazmaktan yoruldum.

Bir gün kalemimi masaya bırakıp yazar olmayı unutmak; bir romanın anlatıcısı değil, kendi hikâyesinin kadını olmak istiyorum.

Belki doğru ellerde şair olmak dediğim şey de tam olarak budur.

Sürekli kendini anlatmak zorunda kalmamak.

Çünkü yanlış insanın yanında insan kendini açıklamak için binlerce kelime harcar. Doğru insanın yanında bazen tek bir bakış yeter.

Ben yıllarca iyi hikâyeler yazmaya çalıştım.

Şimdi ise yazmak zorunda kalmayacağım kadar güzel bir hikâyenin içinde olmak istiyorum.

Ve belki bir gün biri bana,
“Bunca yıldır ne yazıyordun?” diye sorarsa,

ona bakıp gülümserim:

“Galiba seni beklerken kendimi karakterlerin arkasına saklıyordum.”

Çünkü insan her şeyi apaçık yazamıyor.

Bazen kalbini bir karakterin omzuna bırakıyor.

Bazen aşkını bir romana.

Bazen de bütün bir roman boyunca söyleyemediği gerçeği, tek bir cümlede ele veriyor:

Ben yıllarca aşkı yazdım.
Şimdi biraz da aşkın beni yazmasını istiyorum.


 

Bu Yazıyı Paylaş