Onu anlamak zordu.
Çünkü birini sabah hayatının merkezine koyup akşam ondan nefret edebilirdi. Bir mesajın geç gelmesini ilgisizlik, değişen bir ses tonunu uzaklaşma, küçük bir sessizliği terk edilmenin başlangıcı gibi hissedebilirdi.
Dışarıdan bakıldığında abartıyordu.
İçeriden bakıldığında ise gerçekten kaybediyordu.
Borderline kişilik örüntüsünde duygular yalnızca değişmez; kimi zaman çok yoğun yaşanır. Yakın ilişkiler özellikle hassas bir alan hâline gelebilir. Kişi bir taraftan yakınlığa güçlü biçimde ihtiyaç duyarken diğer taraftan reddedilme ve terk edilme ihtimaline karşı son derece duyarlı olabilir.
Bu yüzden bazen karşısındaki insanı kendisinden uzaklaştıran davranışlar gösterebilir.
“Git,” der.
Ama aslında gitmesini istemez.
“Umurumda değilsin,” der.
Oysa belki de tam tersine, fazla umurundadır.
Bazen ilişkinin biteceğini düşündüğü anda onu kendisi bitirmeye çalışır. Çünkü terk edilmek üzerinde hiç bir kontrolüü yoktur; fakat terk eden taraf olmak, en azından birkaç saniyeliğine kontrolün kendisinde olduğu yanılsamasını verir.
Borderline yalnızca ilişkilerde yaşanan bir fırtına da değildir.
Kişinin kendisini algılayışı değişken olabilir. Bir gün güçlü, değerli ve sevilebilir hissederken başka bir gün kendisini değersiz veya kim olduğunu bilmiyormuş gibi hissedebilir. Yoğun boşluk duygusu, öfke,dürtüselllik ve duyguları düzenlemekte güçlük tabloya eşlik edebilir.
İnsanlar bazen bu davranışları “ilgi çekmek”, “drama yaratmak” ya da “manipülasyon” kelimeleriyle açıklayıp geçer.
Oysa bir davranışın dışarıdan nasıl göründüğü ile içeride hangi ihtiyaçtan doğduğu aynı şey değildir.
Bu, zarar veren davranışların kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Bir insanın acısını anlamak, onun yaptığı her şeyi haklı bulmak değildir.
Belki borderline’ı anlamanın en önemli noktalarından biri tam burada başlar:
Bir insan hem gerçekten acı çekebilir
hem de acı çekerken başkalarını incitebilir.
İkisi aynı anda doğru olabilir.
Ve iyileşmek, artık hiçbir şeyi yoğun hissetmemek değildir.
Duygu geldiğinde onun gerçek olduğunu kabul edip, söylediği her şeyin gerçek olmak zorunda olmadığını öğrenmektir.
Birinin birkaç saat sessiz kalması terk edilmek değildir.
Bir tartışma ilişkinin sonu değildir.
Bir insanın sınır koyması sevgisinin bittiği anlamına gelmez.
Ve belki en zoru:
Birinin gitme ihtimali, insanın kendisini terk etmesini gerektirmez.
Çünkü sonunda öğrenilmesi gereken yalnızca başkalarının kalabileceği değildir.
Kendinin de kendisiyle kalabileceğidir.