İçimde yıllardır konuşan bir sessizlik var.
Kimse duymadı.
Ben bile uzun zaman
onu sustuğumu sandım.
Meğer bazı acılar bağırmıyormuş;
insanın sesine yerleşiyormuş.
Gülerken biraz eksik,
severken biraz korkak,
giderken gereğinden fazla cesur oluşumuz bundan.
Geçmiş dediğimiz şey de
arkamızda bıraktığımız bir yer değil zaten.
Bazen bizimle aynı yatağa giriyor,
aynı aynaya bakıyor,
bizden önce uyanıyor.
Ben unutmayı çok denedim.
Sonra anladım;
unutmak özgürlük değilmiş.
Özgürlük, hatırladığında artık canının
eskisi kadar yanmamasıymış.
Şimdi kimseyi affetmek için beklemiyorum.
Kimsenin pişmanlığına da ihtiyacım yok.
İçimde yıllardır mahkûm ettiğim ne varsa
kapısını açıyorum.
Giden gitsin.
Kalan kalsın.
Ben artık kendi içimde
tutsak olmayacağım.
Çünkü insan bazen hayata yeniden başlamaz;
yalnızca kendisini öldüren yerden
yaşamayı bırakır.