Kargalardan korkardım.
Çocukken onların neden
insanlara bu kadar dikkatli baktığını anlayamazdım.
Diğer kuşlar ürker, kaçar, göğe karışırdı.
Kargalar ise kalırdı.
𝘉𝘢𝘬𝘢𝘳𝘭𝘢𝘳𝘥ı.
Sonra eski bir inanış duydum:
Ölülerin ruhlarının bazen kuş suretinde
dünyada dolaştığını söylüyorlardı.
O günden sonra kargalardan daha çok korktum ravi.
Çünkü artık gözlerini göz sanmıyordum.
Her birinin içinde
beni bir zamanlar tanımış
birinin bakışı varmış gibi geliyordu.
Pencereme konduklarında perdeyi kapatıyordum.
Sokakta peşimden uçtuklarında adımlarımı hızlandırıyordum.
Ya beni tanıyorlarsa?
Ya öldüğünü sandığım insanlar
aslında yalnızca bedenlerini bırakıp
başka bir yerden beni seyretmeye devam ediyorlarsa?
Sonra korkumun sebebini anladım.
Ben kargalardan korkmuyordum.
Hatırlanıyor olmaktan korkuyordum.
Çünkü insan yaşayanlardan bir şeyler saklayabilir.
Yalan söyleyebilir.
Gidebilir.
Başka biri olabilir.
Ama ölülerin karşısında
insanın geçmişini değiştirecek hiçbir yeri yoktur.
Şimdi bir karga gördüğümde hâlâ gözlerine uzun süre bakamıyorum.
Belki içinde kimse yoktur.
Belki yalnızca bir kuştur.
Ama bazen başını yana eğip
hiç kıpırdamadan bana baktığında,
içimden aynı düşünce geçiyor:
“Beni hanginiz tanıyorsunuz?”