Yürüyen palmiye ağaçları, güneşe yaklaşmak için yılda birkaç santimetre yer değiştiriyormuş.
Kök salmak gitmeye engel değilmiş.
Bunu yürüyen palmiye ağaçlarından öğrendim.
Benim de güneşim sendin.
Sana yaklaşabilmek için içimde kök saldığım ne varsa söktüm yerinden.
Alışkanlıklarımı, korkularımı, hatta kendimi bıraktığım yerler oldu.
İnsan birine doğru giderken de terk edebiliyormuş meğer;
eski hâlini, bildiği yolları, güvende olduğu toprağı…
Ben sana gelirken çok şeyden gittim rıza.
Ama hesap etmediğim bir şey vardı:
Bazı güneşler uzaktan yalnızca ışık gibi görünür,
yaklaştıkça yakar.
Şimdi anlıyorum;
mesele köklerinin ne kadar derinde olduğu değilmiş.
İnsan, ışık sandığı şeyin peşinden giderken
kendi toprağından da olabiliyormuş.
Benim de güneşim sendin.
Sana ulaşamadım belki,
ama sana doğru yürürken
bir daha aynı yere kök salamayan biri oldum.