Ayçiçekleri mesela, büyüdüklerinde güneşi takip etmeyi bırakıyormuş.
Gençken sabahtan akşama kadar yüzlerini ona çeviriyor,
o nereye giderse peşinden dönüyorlarmış.
Büyüdüklerinde ise, güneşini takip etmekten vazgeçiyorlarmış.
Baksana Râvi, olgunlaşmak biraz da, bir zamanlar ışığın sandığın şeyin, peşinden koşmayı bırakmakmış.
Bundan bahsetmemin sebebi; ben De seni uzun zaman güneşim sandım.
Sen nereye dönsen yüzümü oraya çevirdim.
Gittiğin her yerde biraz daha eğildim sana.
Uzaklaştıkça uzandım,
karardıkça ışığını bekledim.
Oysa insan bazen sevdiğine değil,
ondan gelecek küçücük bir aydınlığa bağımlı kalıyormuş.
Sonra büyüdüm.
Sen hala Aynı yerde doğup aynı yerde battın.
Değişen bendim.
Bir sabah seni takip bıraktım..
Baktım ki;
Dünya yine döndü.
Güneş yine doğdu.
Ve ben ilk kez anladım:
Bir ışığın varlığı,
ona doğru dönmek zorunda olduğun anlamına gelmiyormuş.
Belki de büyümek budur;
GÜNEŞE KÜSMEK DEĞİL
KENDİ YÖNÜNÜ SEÇEBİLMEK