Altımdan bir şehir geçiyordu.
Arabalar, ışıklar, insanlar…
Herkes bir yere yetişiyordu.
Bir tek ben, kendime geç kalmıştım.
Rüzgâr yüzüme vurdukça biraz daha sustum.
Çünkü bazı geceler insanın anlatacak çok şeyi değil,
bağıracak kadar birikmiş sessizliği olur.
Hayat önümden hızla geçerken fark ettim:
Beni hayattan koparan ölüm değildi.
Kendi hayatımı uzaktan izlemeye başlamamdı.
Bir zamanlar o kalabalığın içinde ben de vardım.
Sonra kendimden yavaş yavaş çekildim.
Önce sesimden.
Sonra yüzümden.
En son adımdan.
Şimdi herkes bir yere gidiyor.
Ben hâlâ burada,
kendime dönen yolu arıyorum.