İyileşmek için gittim.
Karşımda kendi yangınına yetişemeyen birini buldum.
“Ben de bok gibi hissediyorum,” dedi.
O an mesleklerin insanı kendinden korumadığını anladım.
Zihnin bütün odalarını ezbere bilmek, kendi karanlığında ışığı bulmaya yetmiyordu.
Bir psikiyatrinin kendine çare olamayışı bana hep denizin ortasında yanan bir gemiyi düşündürüyor.
Her yanı su.
Her yanı deva.
Ve yine de yanıyor.
Ne tuhaf;
insan bazen kurtuluşuna bu kadar yakınken mahvoluyor.
Belki çaresizlik, çarenin yokluğu değildir.
Çareye dokunabilecek kadar yakın olup
kendine yetişememektir.
Ben onun kapısını kendi yangınımla çaldım.
O da yanıyordu.
İki yangından
bir şifa çıkmadı.
Ama ben oradan bir şey öğrenerek ayrıldım:
Her yarayı bilen, yarasını iyileştiremez.
Her yolu bilen de kendinden çıkamaz.