Dönecek Bir Kendim Kalmadı

Dönecek Bir Kendim Kalmadı

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 26.08.2026

İnsan, kendisine yapılmış en büyük kötülüğü bile zamanla affediyor da, kendisine hiç yapılmamış bir iyiliğin yasını yıllarca tutabiliyor.

Ben mesela senin bana yaptıklarından çok, yapabileceklerini özledim.

Hiç sarılmadığın gecelerin sıcaklığını, söylemediğin sözlerin tesellisini, gelmediğin günlerin kapı sesini bekledim.

Seninle yaşadıklarımdan çok, yaşayabileceklerimize âşık oldum galiba.

Bu yüzden seni kaybettiğimde bir insanı değil, koskoca bir ihtimali gömdüm.

Mezarı yoktu üstelik.

İhtimallerin mezarı olmaz.

Onları insan içine gömer.

Sonra kalbinin bir yerinde açıklayamadığı bir ağırlıkla dolaşır ve kimse neden yorulduğunu anlamaz.

Benim içimde de böyle bir mezarlık var şimdi.

Taşlarında tarih yok.

Çünkü bazı şeylerin ne zaman öldüğünü bilemiyor insan.

Son konuşmada mı?

İlk yalanında mı?

Bana bakarken artık beni görmediğin o gün mü?

Yoksa ben hâlâ bizi kurtarmaya çalışırken sen çoktan başka bir hayata karıştığında mı?

Bilmiyorum.

Bildiğim tek şey, ben seni kaybettiğim gün kaybetmedim.

Sen bende azar azar öldün.

Ben de her gün cenazene yeniden katıldım.

Ne tuhaf…

İnsan birinin yokluğuna alışabiliyor da, bir zamanlar var olduğuna alışamıyor.

Çünkü yokluk sessizdir.

Asıl gürültüyü hatıralar çıkarır.

Bir koku gelir mesela.

Bir kelime.

Bir sokak.

Bir başkasının ağzından senin kullandığın küçücük bir cümle dökülür.

Ve yıllardır uslu uslu yatan bütün ölüler ayağa kalkar.

İşte o zaman anlıyorum:

Unutmak, hatırlamamak değilmiş.

Unutmak, hatırladığında artık canının acımamasıymış.

Ben seni unutmadım.

Ama daha kötüsü var.

Seni hatırladığım her seferinde kendimi biraz daha unutuyorum.

Bir zamanlar neyi sevdiğimi, nasıl güldüğümü, senden önce geceleri ne düşündüğümü çıkaramıyorum artık.

Sanki hayatımın senden önceki kısmını da işgal etmişsin.

Geçmişime kadar geriye yürüyüp bütün kapılara adını yazmışsın.

Şimdi hangi anıma dönsem biraz sen çıkıyorsun karşıma.

Oysa sen o zamanlar hayatımda bile değildin.

Demek insan birini haddinden fazla sevince yalnızca geleceğini değil, geçmişini de ona bulaştırabiliyormuş.

Bundan kızmıyorum sana.

Kendime de kızmıyorum artık.

Sadece içimde tuhaf bir adaletsizlik duygusu var:

Sen benden gittin ve kendine döndün.

Ben senden gittim,

ama dönecek bir kendim bulamadım.

Belki bütün hikâyemizin noksan tarafı buydu.

Ben seni kaybetmekten korkarken kendimi kaybettim.

Sen ise beni kaybederken hiçbir şey kaybetmedin.

Ve şimdi anlıyorum;

bazı aşklar iki kişinin ayrılmasıyla bitmiyor.

Biri hayatına devam ediyor,
diğeri kendinden kalanları toplamaya başlıyor.


 

Bu Yazıyı Paylaş