İçimde Bir Gün Eksik

İçimde Bir Gün Eksik

Yazar
Arya Soysal | Psikolojik Romanlar, Aforizmalar ve Yazılar 13.10.2026

İçimde Bir Gün Eksik

Doktor,
hafızamın dönmesini istiyorlar.
Ben hangi hatıranın başında
yeniden kendimi kaybedeceğimi düşünüyorum.

Bir sabah var içimde,
penceresini bulamıyorum.
Işık geliyor bir yerlerden;
tozlar görünüyor,
eşyalar görünüyor,
bir tek ben
kendime seçilemiyorum.

Adımı söylüyorlar.
Başımı çeviriyorum.
İnsanın kendi adına dönmesi
kendine döndüğü anlamına gelir mi?

Evimi hatırlıyorum biraz.
Bir koltuğun kumaşını,
masada kalan bardak izini,
perdenin yere değdiği yerde
biriken gölgeyi.

Birinin yüzünü düşününce
ayrıntılar dağılıyor.
Ama göğsümdeki daralma
yerini hiç şaşırmıyor.

Ne tuhaf, doktor;
hafızam kendini kurtarmış,
acı içeride kalmış.

Bazen eşyaların benden sakladığı bir hayat var sanıyorum.
Çekmeceyi açıyorum;
eski bir anahtar,
bitmiş bir kalem,
ikiye katlanmış bir kâğıt.

Hiçbiri konuşmuyor.

Yine de çekmeceyi yavaşça kapatıyorum.
Sanki içeride biri uyuyor,
sanki sert davransam
bir daha hatırlayamayacağım bir gün
ürküp gidecek.

Bana takvimi gösterme.
Orada bütün günler birbirine komşu.
Benim salı ile çarşambam arasında
kimsenin geçmediği bir koridor var.

O koridorda bekledim.
Bir kapının ardından
sesimi duyan olur sandım.
Duyulmak için konuştukça
kendimden uzaklaştım.

Şimdi ağzımdan çıkan her kelimeye
biraz gecikerek yetişiyorum.

“İyiyim,” diyorum mesela.
İçimde biri
bunu ilk kez duyuyor.

Doktor,
düşümde bir deniz vardı.
Suyun altında bile
beni bekleyen bir cümle bulunurdu.
Burada herkes cevap istiyor;
orada susunca da
yanımda kalabiliyorlardı.

Belki bu yüzden
uyandığım sabah
çarşafı bırakmadım.

Avucumda buruşturduğum kumaşın içinden
bir kıyıyı çekip çıkarabilir miyim sandım.
Bir ses,
bir akşam,
tam yüzüme bakacakken
kaybolan bir insan…

Sonra pencereden bir araba sesi geldi.
Birisi kapıyı açtı.
Odaya su bıraktılar.

Dünya, bütün bu küçük hareketlerle
beni geri çağırıyordu.

Ben hâlâ
hangi tarafımın geleceğini bilmiyordum.

Şimdi burada oturuyorum.
Bardaktaki suya bakıyorum uzun uzun.
Elimi uzatınca parmaklarım görünüyor,
bardağı tutunca serinliğini duyuyorum.
Bunları sana anlatmak
garip geliyor mu?

Ben bir süre
kendi ellerime bile
uzaktan baktım.

Bugün perdeyi biraz araladım.
Karşı evin balkonunda
bir kadın çamaşır topluyordu.
Düşmesin diye
küçük bir gömleği göğsüne bastırdı.

Öylece baktım ona.

Günün devamı vardı.
Kadının içeri götüreceği çamaşırlar,
benim henüz içmediğim su,
sokaktan geçecek başka insanlar…

Hepsine yetişmek istemedim.
Perdeyi de kapatmadım.

İçimde bir gün hâlâ eksik, doktor.

Dönerse
beni burada bulsun.


 

Bu Yazıyı Paylaş